Bağımlılıklardan (Ancak) İradenizi Kullanmadan Kurtulabilirsiniz.

Vaadimi yanlış okumadınız. Tekrarlamak istiyorum: bağımlılıklarınızı iradenizi kullanmadığınızda yenebilirsiniz. Bu yazının sonunda bunun nasıl mümkün olduğunu anlamış olacaksınız. İçselleştirmeniz için her cümlede durup düşünmeniz, hayatınızdan (varsa, ki var) örnek getirmeniz faydanıza olur. İyi okumalar.

Hepimiz bi ölçüde bağımlılıklarımızdan ötürü hoşnutsuzuz. Bu hoşnutsuzluğu gidermek için tespit edebildiğimiz bağımlılıklarımızla, belli ki işe yaramayan tekniklerle mücadele etmeye çalıştık. Hem nelere bağımlı olduğumuzu, hem de hangi tekniklerin çalıştığını anlamak için bağımlılığın anatomisini anlatmak istiyorum.

BAĞIMLILIĞIN ANATOMİSİ

Bir şeye bağımlı olduğunuzda bazı unsurları gözlemlersiniz. Tek tek inceleyelim.

Terminoloji: (Potansiyel) Bağımlılık yapan şey X olsun (soyut ya da somut olabilir). X tüketilebilir bir şey (yapmak kelimesi de kullanılabilir, ben tüketmek kelimesini kullanacağım).

BAĞIMLILIK NASIL ANLAŞILIR

X'i tükettiğinizde, bir zaman periyodu sonrasında bünyenizde X'i tüketmeye yönelik bir AÇLIK, RAHATSIZLIK söz konusu oluyorsa, ve bu açlığı gidermenin kolay yollarından biri X'i tüketmek ise X'e bağımlısınız demektir. Her X'i tükettiğinizde bir sonraki açlığınızın, hoşnutsuzluğunuzun seviyesi artıyorsa hayat kalitenizi ciddi seviyede düşüren bir bağımlılıkla karşı karşıya oluyoruz.
Figür 1: Bir bağımlının mutluluk-zaman grafiği.
Figür 1: Bir bağımlının mutluluk-zaman grafiği.
Burada bir miktar düşünmenizi istiyorum. Hayatınızda neler tüketiyorsunuz? Twitter, instagram, youtube içerikleri, porno, mastürbasyon, çikolata, kola, bilgisayar oyunları, müzik dinlemek, tırnak yemek... Bu şeylerden düzenli tükettiklerinizi bırakmanızı istediğimizde sizce açlık hisseder misiniz? Kendinize karşı dürüst olun. Cevap evetse bağımlısınız ve bu korkutucu bir şey değil.

BEYNİNİZ 5 YAŞINDA BİR ÇOCUK

Şu realiteyi kabul etmenizi istiyorum. Beynimiz, bizi artı-eksi tablosu yaparken sıkça yanıltıyor. Kısa vadeli hazları (?), orta ya da uzun vadeli hazlara tercih edebiliyor. Bu yönüyle de geleceğin varlığını bilmeyen 3 yaşındaki bir çocuğa benziyor. Şeker dolu dükkana girdiğinizde 5 yaşındaki çocuğa "iradeli ol, yoksa bunlar 50 yıl sonra sana zarar verecek" diyemezsiniz. İrade yönteminin (yani bağımlılıktan kurtulmak için kendini zorlayarak bir şeylerden uzak tutmaya çalışmak) çalışmamasının sebebi bu.

X'in ne kadar kötü olduğunu anlatıyoruz, ama kafamızdaki çocuğa seslendiğimizi unutuyoruz İstediğiniz kadar X’in zararlarını sayın, isterse çetelesi Ay’a kadar uzansın, çocuk için bir önemi yok. Ünlü bir (argo) söz vardır: Götüyle inatlaşan donuna sıçar. Benzer şekilde, kafanızdaki çocukla inatlaşırsanız en sonunda o kazanır. Siz de yenilginin etkisiyle kendinden tiksinme, başarısızlık duygularını yaşarsınız, ki ben sanıyorum ki bunu okuyan herkes en az bir kere bu duyguyu tatmıştır. Bu yolun çıkmaz yol olduğunu bildiğimiz için kendimizi kandırıp sonrasında yarı yolda bırakılmanın hüznünü yaşamayalım. Çocuğa seslendiğimizi hatırlayalım ve ona göre bir strateji geliştirelim.
Figür 2: Kafanızdaki çocuk buna benziyor.
Figür 2: Kafanızdaki çocuk buna benziyor.

ÇOCUĞA GÖZLÜK TAKMAK

Taktiğimizi anlatıyorum, burayı dikkatle okumanız lazım: X hakkındaki algımızı tekrardan oluşturuyoruz. Algı, zihnimize yerleşiyor. Bu sayede kafamızdaki çocuk, X'e bakınca bizim algımıza göre ona yaklaşıyor, adeta çocuğa gözlük takmışçasına dünyayı başka (aslında olduğu gibi) görmesini sağlıyoruz.

YANLIŞ ALGILAR

Algımızı düzeltmek için şunu net bir şekilde belirlememiz gerekiyor: X'i tüketmemizin sebebi, AÇLIĞI GİDERMEK mi yoksa zaten iyi olan bir durumdayken hoş vakit geçirmek mi? Yani, X’e ulaşabildiğimiz, ama tüketmemeye özen gösterdiğimiz zamanlarda ACI / YOKSUNLUK mı çekiyoruz, yoksa hayatımıza devam edebiliyor muyuz? Bu algıyı oturttuysak oturtmamız gereken ikinci algı şu: X'i tükettiğimizden bir müddet sonra X, açlık bakımından benim hayatımı negatif yönde mi etkiliyor? Yani, sırf zamanında X tükettim diye açlık çekiyor muyum?

Farklı farklı X’ler için bu sorular üzerinde detaylıca düşünmenizi tavsiye ederim. Artık X'i algılamaya başlayabiliriz. X, hem kendisi açlık oluşturuyor hem kendisi açlık gideriyor. Bunun nasıl bir şeye yol açtığını fark ettiniz mi? Kafamızdaki çocuğun algısı bozuk olduğunda onu nasıl kölesi yapıp kontrol ettiğini? Algısını düzeltmeyen insanların nerelere sürüklendiğini? İnsanların nasıl böcekleştiğini? Biraz düşünün. Bunu düşünmeniz algınızı düzeltecektir. X'i tüketmek, olsa olsa kısa süreliğine hayatı nötr (?) konuma getiriyor. Kısa sürenin 1 birim sonrasında ise huzursuzluk başlatıyor.

Figür 3: Algısı bozuk vatandaş.
Figür 3: Algısı bozuk vatandaş.
Kafanızdaki çocuğu çağırın, şimdi ona gözlük takacağız. Ey çocuk, X'i tüketmekte HİÇBİR FAYDA YOK. Sadece ve SADECE ZARAR var. Bunu kafanıza yerleştirin. Nasıl ki önünüzde (afedersiniz) dışkı olursa onu yememek için kendinizi zorlamıyorsanız X'i tüketmemek için de kendinizi zorlamıyor olacaksınız. Çünkü (siz de tekrarlayın) FAYDASI YOK. Üstelik her tüketmenizde kendinize şu ankinden daha büyük bir açlık ısmarlıyorsunuz. Bunu çocuk bile kabul etmez.

AÇLIK DAYANILMAZ (MI)

İşin püf noktasına geldik. Bazı insanlar, doğal olarak açlığın dayanılmaz olduğunu, sırf o açlık gitsin diye kafalarındaki çocuğun 1 an sonrasındaki işkenceyi bile düşünmediğini söyleyebilir. Bu itiraz herkes için geçerli olmasa da kompozisyonu tamamlamak için boşluk bırakmamak gerek.

AÇLIK, HAYAL ÜRÜNÜDÜR

Evet. Açlığın etki edebilmesi için X'i tüketebilecek olmanız gerekir. Eğer X'i tüketecek ortam, vakit, imkan yoksa açlığınızın nereye kaybolduğunu anlamayacaksınız bile. Sigara tiryakilerinin bile 12 saatlik uçak yolculuklarında hiç sigara içmediklerini, ve bundan şikayet bile etmediklerini (abartıyorum tabii, linkte bu konuyla alakalı makale var) duymuşsunuzdur. Mastürbasyon ortamına erişimi olmayan erkeklerin nasıl normal mastürbasyon periyotlarını açlık çekmeden uzatabildiklerini gözlemlemişsinizdir (siz değil bir arkadaş tabii).

Bu örneklerin ortak özelliği, hepsinde de zihinimizde “X'i tüketmenin imkanı”nın olmaması. Zihnimizde yoksa açlık da yok. O yüzden, bu yola girdikten sonra dönüş yok. Dönüş ihtimali verdiğiniz anda bu yola girmemiş oluyorsunuz. Siz, artık X tüketmeyen bir insansınız. O yüzden X'in açlığını da çekmiyorsunuz. Hem X'i tüketmeye ihtimal vermediğiniz için şimdi açlık çekmiyorsunuz, hem X'i tüketmediğiniz için yarın açlık çekmiyorsunuz. Artık netleştirebiliriz. X'i tüketmenin FAYDASI YOK. Afedersiniz bok yemekle aynı kategoride. Faydasız. Tüketmediğinizde BİR ŞEYLERDEN FEDA EDİYOR DEĞİLSİNİZ.

SAĞLIKLI BAĞIMSIZLIK

Şu andan itibaren bağımlılıklarınızdan kurtulabilecek zihniyete sahip oldunuz. Bağımsızlığınıza sahipsiniz. Ama bağımlılıkları söküp aldığımızda sağlıklı olacağınızın garantisini veremem. Bağımlılıkların da aslında hayatımızda (zararlı şekilde de olsa) doldurduğu bazı insani ihtiyaçlar var. Yerine sağlıklısını getirmezsek başka bir yetersizlik durumuna girebiliriz. Bu durumu engellemek adına bağımlılıkların nasıl oluştuğunu derinlemesine irdelemek gerek.

BAĞIMLILIK = ABARTMAK

Bağımlılıklar üzerine düşündüğünüzde onların temelindeki bazı en temel insani güdüleri fark edebilirsiniz. Örneğin instagram = sosyalleşmek, porno = cinsel görüntü, çikolata = karbonhidrat gibi gibi. Eşitliğin sağ tarafındaki şeyler, aslında her insanın en temelde arzu etmesi gayet de sağlıklı olan, arzu edilmediğinde hastalık göstergesi olan şeyler. E peki ibreyi tersine döndüren ne? Abartmak.

(Evrime, daha spesifik konuşmam gerekirse homo sapiens’teki homo’nun bugüne kadarki yolculuğuna inananlar için açıklama yapacağım, inanmayanlar bu noktada kendi açıklamasını bulmak zorundalar, ki zor olmasa gerek)

Yukarıda saydığımız temel insani güdüler, evrimsel olarak hayatta kalmamızı sağlayan şeyler. Sosyallik, haber alma, karbonhidratla enerji toplama, cinsel çekim sonucu üreme vs vs. Evrimimizde bunlara ulaşmanın bir bedeli vardı ve dolayısıyla şu ana kıyasla çok daha az miktarda ulaşabiliyorduk. Ve tahmin edebilirsiniz ki bunlara ulaştığımızda mutlu, huzurlu oluyorduk. Evrimimizde, bunlara sınırsız miktarda erişmek gibi bir dönemimiz hiç olmadı. Dolayısıyla "fazlaca erişirsek ne olacak" şeklindeki soru, evrim tarafından cevaplanmaya tenezzül edilmedi. 19. yüzyıl ve sonrasında insanoğlu olarak cevaplanmamış alanlarda aşık attığımız vakit vücut, tabii ki de hata verdi.

Siz düşünür müsünüz ki atalarımız 20 dakikada 50 çıplak kadın görsün (porno), günde 4 saat boyunca her dakikada yeni bir insanın çok heyecanlı şekilde anlattığı hikayesini dinlesin (instagram), dünyanın en iyi müzisyenlerine her gün konser verdirtsin ve bi parmak hareketiyle diğer konsere geçtirsin (spotify), dünyanın dört bir yanındaki ulaklardan en ilginç haberleri günde 2 saat boyunca dinlesin (twitter, youtube). Daha bu liste uzar. Mantığı anlarsanız bu listeyi kendiniz de doldurabilirsiniz.
Figür 4: Resim çok komik geldi.
Figür 4: Resim çok komik geldi.

Sağlıklı bağımsızlık için bağımlılıkların hangi açığı (kötü de olsa) kapattığını tespit edip onu sağlıklı biçimde, abartmadan temin etmemiz gerek. Günde 500 kere tanımadığımız adamlardan hikaye dinleyeceğimize arkadaşlarımızla yüzyüze/aramada konuşabiliriz ve onlar hikayelerini anlatabilir, tıpkı doğamızdaki gibi. Müziği tek tıkla oluşturmak yerine müziğe denk gelebiliriz, ya da kendimiz müzik oluşturabiliriz. Şeker bombası çikolata yerine elma yiyebiliriz.

Bunun yanında, belki de kaybettiğimiz en önemli şeyi geri kazanabiliriz: düşünmek. Bağımsız olduğunuz zaman fark edeceksiniz ki düşünmek için çok zaman var, ihtiyaçları karşıladıktan sonra bile. Fark etmenizi istiyorum ki düşünmemek için müzik/podcast tüketmek de bir bağımlılık. Düşünmekten kaçıyorsunuz ve bunun bir faydası yok.

Beyninizi kendi kendinize inşa ettiğiniz hapishaneden çıkarın, üzerinize pislik yağmasını istemiyorsanız.

Düşünmeye cesaret edin.

Kendinizi engellemeyi bırakmanızın tam sırası.
Figür 5: zrrrrrrrr zrrrrrrrrrrrrrrrr, zrrrrrrrr zrrrrrrrrrrrrrrrr.
Figür 5: zrrrrrrrr zrrrrrrrrrrrrrrrr, zrrrrrrrr zrrrrrrrrrrrrrrrr.